Partimizin kurucuları ve ilk yöneticileri Mustafa Suphi ve yoldaşlarımızın Karadeniz’in derin sularına haince katledilmelerinin üstünden 105 yıl geçti. Belgeler gizlendi, konu çarpıtıldı, yok sayılıp unutturulmaya çalışıldı ama nafile. Mustafa Suphi ve yoldaşlarının kurduğu parti var oldukça kimse bu suçun sorumluluğundan kurtulamaz.
Mustafa Suphi ve yoldaşları Büyük Ekim Devrimi’ne, ardından Sovyet Rusya’nın kuruluşuna bizzat katılmış komünistlerdi. Anadolu ve Rumeli’de emperyalist işgale karşı bir Ulusal Kurtuluş Savaşı başlamıştı. Komünistler ve komünistler ile ilişkili olan düzensiz birlikler bu savaşın en ön saflarındaydılar. Osmanlı artığı Mustafa Kemal düzenli ordusunu kurana kadar geri durdu, onlara saldırmadı. TKP 10 Eylül 1920’de kuruldu. Kuruluşunun ciddi etkileri oldu. Ne zaman ki komünistlerin etkisini gördü ve onlar sayesinde düzenli orduya geçiş yaptı, Kuvay-ı Serraye’ye, Çerkes Ethem’e, Yeşil Ordu’ya, TKP’ye savaş açtı.
Mustafa Suphi ve yoldaşları Anadolu’daki ulusal kurtuluş savaşını sosyal kurtuluş mücadelesine bağlamak için Anadolu’ya döndüler. Trabzon’da, Van’da, Adana’da, İzmir, Bursa, Eskişehir, İstanbul, Rumeli ve Ankara’da TKP’nin etkisi hissediliyordu. Mustafa Kemal’in buna tahammülü yoktu. Önce kendi tayfasına sahte ve resmi bir TKP kurdurdu, baktı istediği amaca ulaşamıyor, bu sefer de saldırı ve imha operasyonları uygulandı.
Bunun nedeni burjuva fraksiyonlar arasında bir çatışma değildi. İki sınıf arasındaki çatışma idi. 28/29 Ocak 1921 gecesi işte bu iki sınıf Karadeniz’de karşı karşıya geldi. Bir tarafta satın alınmış bir eşkıya sürüsü, diğer yandan başı dik ve teslim olmayan komünistler. Mustafa Suphi ve yoldaşları taviz vermedikleri ve dik durdukları için katledildiler.
TKP tarihinin kanla yazılması buradan başlar. Ondan sonra 105 yıl bu gelenek sürmüştür. Partimizin geleneği savaşkan bir gelenektir. Bedel ödeyen, fedakarlıkla dolu bir tarihtir. Bu bugün de böyledir. Mücadelede burnu dahi kanamayan, hiçbir bedel ödemeyenlerin TKP adını kullanmaları sürekli ve uzun vadeli olacak bir iş değildir. Sosyal medyada magazin yapma dışında hiçbir icraatları olmayanların partimizin şanlı tarihine ve günümüz mücadelelerine dil uzatmaları bundan sonra mümkün olmayacaktır. İşçi sınıfının bilinci, sınıf kini bu dili keser, müsaade etmez. TKP’ye sahip çıkar gibi yapıp partimize saldırmak akıl işi değildir.
Partimiz bugün 7.Kongresini gerçekleştirmiş olarak sağlam ve emin adımlarla ilerliyor. İğneyle kuyu kazar gibi her gün yeni mevziiler kazanıyor. Yeni mevziler demek yeni genç kadrolar ve yeni alanlarda parti örgütleri demektir. Bu gelişme partimizin eski kadrolarına da moral ve yaşama sevinci veriyor. Eski yoldaşlarımız da aldıkları yeni enerji ile çalışmalara çok ciddi katkılar sunuyorlar.
7.Kongreyi gerçekleştiren parti örgütlerimiz Mustafa Suphilerin partisinin üyesi, kadrosu olmanın ne demek olduğunun ciddiyetinin farkındalar. TKP’li olmak 1921 yılında ne kadar riskli ve zor idiyse 2026’da da öyledir. Bunu ancak savaşanlar bilir. İşçi sınıfı içinde örgütlenmeden, Kürt halkının özgürleşmesi için savaşmadan bu ülkede komünist olunmaz, TKP’li hiç olunamaz.
Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katline neden olan, partimizi onyıllardır yasaklayan zihniyet bunu yaparken bir nedene dayanıyor. Burjuvazinin egemenliğini korumak için insanın insanı sömüremediği, halkların, ulusların, din ve mezheplerin kardeşçe eşit koşullarda birlikte yaşadıkları ve yönettikleri bir ülkeye engel olmaları gerekiyor.
Partimizin 1920’de onaylanan Mustafa Suphilerin birinci programı ile 2026’da 7.Kongrede onaylanan yeni parti programımız arasında dolaysız bir bağ vardır. Bu programatik bağ aynı zamanda tarihsel bir bağdır. Mustafa Suphilerin, Bilen yoldaşların partisi bu ülkenin sınıfsal sorunlarının çözümü için yegane öncü politik güçtür. Müttefikleri ile birlikte barış, demokrasi, halkların özgürlüğü ve sosyalizm mücadelesini utkuya ulaştıracak, Mustafa Suphi ve yoldaşlarının hesabını mücadeleyi kazanarak soracaktır.
Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komitesi
28 Ocak 2026