TKP-1920 adını taşıyan grup TKP’nin 7. Kongresi’ne katılma çağrımızı reddettikten sonra, reddetmesinin gerekçesini açıklayacağına, Kongre’de mahkum edilen geçmiş iç kavgaları devam ettirme yolunu seçmiştir.
TKP-1920 grubu gülünç bir videoyu sosyal medyada dolaşıma sokmuştur. Yapay zeka ile oluşturulan video partimizin itibarını zedeleyicidir. En gülünç yanı da yapay zekada oluşturulan dekorasyonda seçilen sahne arkası pankartı partimizin amblemi yerine Troçkist Liga’nın sözde 4. Enternasyonal amblemini kullanmalarıdır. Videonun en çarpık yanı ise gizli bir konferansta gayrı resmi olarak alınan ses kaydının yayınlanmasıdır. Bu uygulama videonun içeriğini aşan bir parti suçu niteliğindedir.
TKP’deki fraksiyon kavgalarında istisnasız bütün MK ve PB üyelerinin şu ya da bu ölçüde rolü vardır. Geçmişte partimizin yüzyüze geldiği yıkıcı sorunların temel nedenlerinden biri olan bu “fraksiyonist” rekabet ve giderek düşmanlaşmada, TKP’yi likidasyondan çıkartma çalışmalarını başlatan ve sonuçlandıran başta TKP MK Genel Sekreteri olmak üzere tek bir komünist bile bu “fraksiyonlardan” hiç birinde en küçük bir rol bile almamıştır.
Söz konusu fraksiyonlardan kimin haklı, kimin haksız olduğu gibi bugün çoktan anlamını yitirmiş ayrımlı bir yaklaşımdan uzağız. Fraksiyonların tümü TKP’nin karşı karşıya geldiği yıkımdan eşit derecede sorumludur. Bu kavgada Genel Sekreterlik “yarışına” giren Yelkenci ve Kutlu, onları destekleyen fraksiyonlar bu eşit sorumlulukta en büyük paya sahiptir.
TKP’yi 12 Eylül faşist darbesi ortamında derin bir krize sürükleyen ve hiçbir düşünsel, ideolojik farklılık temelinde yürütülmeyen bu Genel Sekreterlik kavgasında SBKP’nin “kavgacıları” uzlaştırma gayretleri de Yelkenci ve Şiko’nun tutumu nedeniyle sonuç vermemiştir. Ağır saldırı altında olan Türkiye parti örgütlerinin en küçük bir desteğine sahip olmayan, aslında siyasi yaşama göçmenlik koşullarında katılan Yelkenci’nin bu ısrarında SED’li yoldaşların “desteği”ni ise Alman yoldaşlarımızın değerlendirmesine bırakıyoruz.
Kongremizde belirtildiği gibi, TKP saflarında meydana gelen fraksiyonlaşmanın bütün tarafları, ismen dile getirirsek, başta Yelkenci, Şiko, Yürükoğlu, H.Erdal, Neval Zaro, Haydar Kutlu ve deşifre olmadıkları için isimlerini yazamayacağımız Devrimci Kanat ve Komünist Birlik temsilcileri gibi partililerin başını çektiği tüm fraksiyonlar eleştirilmiş, mahkum edilmiş, özellikle Bilen yoldaşın kendi inisiyatifiyle MK Genel Sekreterliğinden ayrılmasından sonra, partide en yıkıcı sonuç veren Genel Sekreterlik “kavgası”, bu kavgada başı çeken Yelkenci ve Kutlu’nun rolü Kongremizde vurgulanmış ve bu konuda özeleştirel yaklaşımda bulunan tüm sorumlulara parti kapısı açılmıştır.
Neval Zaro yoldaş, 7.Kongre çalışmaları sürecinde, TKP Geçici Merkez Komitesi önünde lise yıllarından günümüze kadar uzanan siyasi, ideolojik ve örgütsel yaşamının hesabını vermiş, özeleştirisini iletmiş ve TKP’nin yeniden yapılanması çabalarına katkıda bulunmuş, bu özeleştirel yaklaşım hem Geçici MK, hem de 7. Kongre’de onaylanmıştır. Neval Zaro yoldaş kendisine önerilen örgütsel görevlere talip olmamış, partiye düşünsel temelde, elinden gelen desteği vermeye söz vermiş ve verdiği sözün gereklerini de şu anda yerine getirmektedir.
TKP-1920 grubu adına Yelkenci’nin ise partiyi parçalanmaya götüren bu fraksiyoncu “likidasyon” faaliyetindeki kendi rolü, bu rolü oynarken, parti kadrolarının ezici çoğunluğunun Kutlu’yu desteklemesine karşın kardeş Komünist Partileri de Genel Sekreterlik sorununda tutum almaya zorlayan kabul edilemez girişimleri ile ilgili özeleştiri yapmak yerine, hiçbir temeli kalmayan eski fraksiyon kavgasına devam ettiği görülmektedir.
TKP MK Organımız Atılım’ın ve Mustafa Suphi Vakfının yayın organı Politika Gazetesinin, aynı zamanda Kürt özgürlük hareketine ait Yeni Özgür Politika ve Yeni Yaşam Gazetelerinin yazarlarından Veysi Sarısözen’e “ihbarcılığa” kadar varan saldırılarının amacı Veysi Sarısözen’le “irtibat” kurarak 7.Kongresini yapan TKP’ye düşmanlık niteliği kazanmaya başlamıştır.
Bu yöntemle TKP-1920 grubu sınıf düşmanı ile mücadele etmek yerine partimiz TKP’nin programı, politikaları ve örgütleri temelinde ihbarcılık fonksiyonu üstlenmiştir. Kamuya açık sosyal medya mecralarında bu nitelikte yayınlar yapılması ancak sınıf düşmanımızın TKP’ye karşı siyasi operasyonlarına malzeme üretir ve sahada mücadele eden TKP kadrolarına yönelik sorgularda polisin elini güçlendirir. Zayıflıkları ve ihtirasları uğruna bu davranış biçimini benimseyen TKP-1920 grubunu bu pratikten vaz geçmeye çağırıyoruz.
Tüm bu gelişme ve olguları dikkate alan TKP Merkez Komitesi, bu grubun başını çeken Yelkenci’nin “TKP doğal üyeliğini” askıya alma, yeniden TKP saflarında yer alması için parti kadroları önünde tüm geçmiş politik yaşamının hesabını vermeye çağırma kararı almıştır. Bu kararla birlikte TKP-1920 grubuyla her türlü ilişkiye son vermiş ve bu grup takındığı fraksiyoncu tutum nedeniyle “likidasyondan çıkış” çabalarını baltalayan “anti-parti” bir fraksiyon olarak mahkum edilmiştir.
TKP MK, Yelkenci dışında TKP-1920 grubuna katılan ve destekleyen kim varsa, bunların “doğal üyelik” statülerinin devam ettiğini ve parti kapısının bu yoldaşlarımıza açık olduğunu bir kere daha teyit eder.
TKP MK başta Atılım gazetesi olmak üzere parti yayınlarında ve örgütsel yaşamda TKP-1920 adlı fraksiyonla ilgili hiçbir tartışmaya, polemiğe ve karşıt haberlere yer vermeme kararı almıştır.
TKP 7.Kongresi likidasyon sürecinde yaşanan “gruplar dönemine” son vermiştir. Partiyi yıkıma sürükleyen fraksiyonculuğun parti saflarına yeniden bulaştırılmasına kesinlikle izin verilmeyecektir.
Buna karşılık TKP, parti eyleminde birliği felce uğratan, partiyi sınıf mücadelesinden uzaklaştırarak “tartışma kulübüne” çeviren “liberal çoğulculuğa” da, Marksist-Leninist teori temelinde her türlü farklı düşünceyi boğan demokratik merkeziyetçiliği “bürokratik merkeziyetçiliğe” dönüştüren deformasyona da karşı, teorik sorunlarda tartışma, eleştiri-özeleştiri ve programı hayata geçirmede birlik, bütün organların seçimle oluşması, azınlığın çoğunluğa bürokratik baskıyla değil, yoldaşlık dayanışması temelinde uyması ilkesini hayata geçirmektedir. Partide komünist ahlakın temeli olan bu ilkeden hareketle TKP’ye henüz katılmamış olan tüm eski TKP üyelerini, bugün TKP geleneğini benimseyenleri 8. Kongrenin düşünsel hazırlıklarına katılmaya bir kere daha davet ediyoruz.
TKP, kendi adına, tarihine sahip çıkmıştır, hem TKP adını ve parti tarihini devlet korumasında çalanlara, hem de yurtdışının konforunda “konspirasyonculuk” oyunu oynayanlara ve ihbarcılık yapanlara karşı, derin gizlilikte, işçi sınıfının bağrında, “doğrunun tekeli bizde” iddiasından uzak sosyalizm, komünizm ve komünalizm amacını benimseyen herkesle ve özellikle kardeş Kürt özgürlük hareketiyle aynı saflarda, illegal ve legal mücadeleyi uyumlaştırarak, geleceğin “kollektif devrimci öncülüğünde” tarihsel olarak hak ettiği yeri almak için var güçle örgütlenmektedir.
Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komitesi
20 Nisan 2026