Emperyalist Barbarlığa Karşı, İran Halklarıyla Uluslararası Dayanışmayı Yükselt! Çözüm; Birleşik Devrimci Mücadeledir!

Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin 1 Mart 2026 Tarihli Açıklaması

Emperyalist Barbarlığa Karşı, İran Halklarıyla Uluslararası Dayanışmayı Yükselt! Çözüm; Birleşik Devrimci Mücadeledir!

ABD emperyalizminin aylardır hazırlığını yürüttüğü İran ile savaş 28 Şubat sabaha karşı gerçekleşti. İran ile ABD arasında Umman yetkilileri aracılığı ile görüşmelerin sürdüğü günlerde ve anlaşmaya yaklaşıldığı aşamada saldırının gerçekleşmiş olması emperyalist güçlerin asıl amaçlarını net olarak ortaya koymuştur. Onların anlaşma gibi bir niyetleri yok. İran’daki Molla Rejimini hedef aldıkları savı sadece bir gerekçe. ABD bölgede köklü bir devlet olan İran’ı hedef alarak bölgedeki stratejik planlarını izliyor. İsrail ise ABD, İngiltere ve AB’nin maşası olarak icraatı üstlendi. İsrail böylelikle bölgede kendi egemenlik ve yayılma stratejilerini de geliştirmeyi amaçlıyor.

Bu savaş Üçüncü Dünya Savaşı’nın yeni bir aşamaya yükseldiğinin işaretidir. Bu savaş uluslararası alanda karşı karşıya konumlanan iki farklı sınıfsal gücün savaşı değildir. Emperyalizmin bölgede işçi sınıfına ve ezilen halklara yönelik bölge devletlerinin emperyalist sistem içinde yer alımlarını düzenlemeyi öngören savaşların yeni bir örneğidir. İşçi sınıfı ve İran halklarının ülkede gerici ve ceberut Molla rejimine karşı ayaklanmalarını, onu devirmelerine ön alıyor. ABD Mollaların yerine Şah Rıza Pehlevi’nin ABD’de yaşayan oğlu Rıza Pehlevi’yi kendi işbirlikçisi olarak iktidara getirmeyi hedefliyor. Rıza Pehlevi bir önceki saldırı ve suikast saldırıları döneminde Kudüs’te bekletilerek Tahran’a gitmesi hedeflenmekteydi. İran halkının saldırı ve suikastler sonrasında ayaklanıp Molla rejimini devireceklerinden yola çıkarak Rıza Pehlevi’yi hazırlamışlardı, olmadı.

Bu savaş kapitalist devletler arasında çelişkileri ABD emperyalizmi lehine çözme amaçlı bir savaştır. AB başta Almanya olmak üzere İsrail’e açık politik destek vermektedir. İngiltere arka planda savaşın fiili destekçisidir. Rusya müttefiki olan İran’a diplomatik dille destek verirken Ukrayna’da sürmekte olan NATO – Rusya savaşının gölgesinde fiilen pasif dayanışma içindedir. Rusya bölgeye ilişkin planlarını Ukrayna sürecinin sonuna ertelemiş durumdadır. Rusya’nın siyasi samimiyetsizliğinin kanıtlarından biri, saldırı öncesi gece saatlerinde İsrail’in devlet havayolu olan EL-AL’in uçaklarını İran’ın karşı saldırılarından korumak amacıyla Rusya havalimanlarını park amaçlı açmasıdır.

Çin ise diplomatik olarak kınamış onun ötesinde ABD ve müttefiklerine karşı herhangi bir yaptırım girişiminde bulunmamıştır. Çin, ABD ve müttefiklerinin Asya-Pasifik Savaşı konusuna yoğunlaşmış durumdadır. Ortadoğu’dan sonra ABD’nin gündemi yıllardır hazırlıklarını yürüttüğü Asya-Pasifik Savaşı ve Orta Asya’da bulunan eski Sovyet cumhuriyetlerinde egemenlik kurma stratejisidir.

Rusya ve Çin’in ABD emperyalizminin İran’a karşı saldırılarını engelleyici girişimde bulunmaları beklenirdi, ancak anlaşılan güçler dengesi ve kapalı kapılar ardında yürütülen pazarlıklar buna uygun ortamı yaratmamıştır.

ABD ve fiilen İsrail’in roket atışlarının yanısıra İran’ın en zayıf noktası istihbarat alanında gerekli önlemleri alamamış olması ve sızmaları engelleyememiş olmasıdır. 2020 senesinde Devrim Muhafızları komutanı Kasım Süleymani, ardından nükleer fizikçi Muhsin Fahrizade, 2024’te Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 2025’te Hüseyin Selami, Mauhammed Bakıri ve Amir Ali Hacızade adlı kuvvet komutanlarının suikaste uğrayıp ayrı ayrı evlerde uyurken suikast sonucu öldürülmeleri ve en son dün dini lider Ali Hamaney’in öldürülmeleri ciddi istihbarat ve güvenlik zaafına işaret etmektedir. Eğer henüz resmiyet kazanmamış olan eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad da suikast sonucu öldürülmüş olması söz konusuysa Rıza Pehlevi’ye karşı İran’ın verili kadroları içinden yaratılabileceği reformist alternatif de ortadan kaldırılmış oluyor.

İran’da kendileri gibi düşünmeyen herkesi düşman ilan edip katleden, kadınları, komünistleri, Kürtleri idam eden Molla rejimi yıkılması gereken bir rejimdir. Ancak bu görev İran işçi sınıfı ve başta Kürt halkı olmak üzere ezilen halklara aittir. ABD, İsrail, Almanya, Fransa ve İngiltere gibi dış emperyalist güçlerin müdahil olmaları farklı bölgesel amaçlar içermektedir.

ABD ve İsrail’e askeri üsler ve lojistik destek ile destek veren her devlet İran yönetiminin hedefindedir. Kuveyt, Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Güney Kürdistan, Irak, Suriye, Ürdün ve Kıbrıs’taki ABD ve NATO üsleri bu nedenle saldırılara uğramaktadır. Türkiye ve Azerbaycan “diplomatik” olarak mesafeli durmak ile birlikte bölgede ABD ve NATO’nun en önemli müttefikleridirler. Topraklarında İran’a karşı saldırılarda işlev üstlenen ABD ve NATO üsleri olan tüm devletler hedeftedirler. Türkiye, İncirlik Hava ve Kürecik Radar Üslerini İran’a karşı saldırılarda kullanılmasına izin verdiği takdirde İran’ın hedefleri arasında olacak ve savaşın bir tarafı olacaktır. Bu durumda Türkiye’deki rejimin yapacağı “diplomatik” açıklamalar hiçbir anlam taşımayacaktır. Türkiye’nin barış, demokrasi, emek, özgürlük ve sosyalizm güçleri Türkiye’deki rejimin kirli amaçlarına karşı birleşmek, mücadeleyi yükseltmek ve onu defetmek zorundadır. Başka bir çözüm olanağı yoktur ve bu gerçekleşene kadar da emperyalizmin savaş, sömürü ve işgal pratiği sürecektir.  

Afganistan, Irak ve Suriye’de uydu yönetimleri işbaşına getiren, Venezuela petrollerine el koyan, Küba’yı askeri saldırı ile tehdit eden, Avrupa’da Grönland’a göz koyan, Ukrayna’yı kendi çıkar alanı ilan eden ABD emperyalizmi ve müttefikleri durdurulmak zorundadır. Durdurmanın bir yolu güçlü bir uluslararası dayanışma ise asıl olan ve emperyalizmin savaş makinelerini fiilen durduracak olan Ortadoğu, Asya, Afrika ve Latin Amerika halklarının işçi sınıfı ve ezilen halkların birleşik devrimci mücadelesidir. Bu noktada iç faktörün ve özellikle öznel faktörün rolü belirleyicidir.

Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komitesi

1 Mart 2026